27 Kasım 2011 Pazar

Oyalıyorum kendimi...

  Selamlar millet. Ben geldim uzunca bir mola verdik buraya bi bakim dedim ne var ne yok :) Ben su sıralar rutin, güzel ama bir okadar da yoğun bir hayatın içinde koşturmaktayım. Hoşuma giden şeyler de oluyor ters giden şeylerde. Ama bunlarda hayatın parçası deyip keyifle izliyorum olan biteni. Birde elimdekiler yetmezmiş gibi yeni yeni uğraşlar çıkarıyorum kendime. Birkaçı dışında bırakıyorum sonra hepsini 1-2 güne :) Gecen gün hikaye yazma konusunda bir muhabbet açıldı arkadaşlarla aramızda. Eve geldiğimde kendimi saçma sapan hikayeler tasarlarken buldum sonra. Bir kısım yazıyım sizede ama gülmek yok bozuşuruz :) Hikayenin özeti şu: Yaşlı bir adamın günlüğü adam öldükten uzun bir zaman sonra bir gencin eline geciyor. Önceleri pek iplemiyor bunu bu eleman ama bir iki karıştırdıktan sonra hayatndan kesitler buluyor içinde. Günlüğün ilk kısmında şunlar yazıyor: " Yanlız ve sıkıcıydı hayat. Birkaç dostumdan başka bana destek olan kimse yoktu hayatımda. Belki olurdu ama ben izin vermedim biraz da buna. kapatmıştım kapılarımı kilitlemiştim. Bırak içeriye birini almak, birinin kafasına uzatıp merhaba demesine bile izin vermez olmuştum. Olmuştum diyorum. Çünkü bugün araladım o kapıyı bir adım attım sonra bir adım daha. Baktım ki kimse dönüp bakmıyor akıyor hayat...." diye devam ediyor dostlar.
    Nasıl ? baştan söyliim kötü eleştirilere açık değilim :) Buda benim bir kaç günlük uğraşım keyif verdi biraz, bir kısmını paylaşıım dedim. Haydi görüşürük...

2 yorum:

  1. devamını getirirsen bütünlük içinde anlamlı bir hikaye olabilir Santi :)

    YanıtlaSil
  2. devamını getirdim.. :) ama buraya yazmıcam :)

    YanıtlaSil